varlığının ve yokluğunun bana kattığı bin değer var. yokluğun gün be gün beni büyütürken, sensizliğinde tekrar tekrar öğrendiklerimin sayısı tahmin edilemez boyutlara ulaştı. bu senin yanındayken alamayacağım bir ders oldu benim için ve en önemlilerinden biri de bazen bırakabilmek daha da yüceleştiriyormuş sevgiyi. benim güzel, minik ve eğlenceli oğlum. seni çok seviyorum ve çokta özlüyorum.
haberci kuş
bir gün.
bir kuş geldi ve bana dedi ki
”gökyüzüne bak hadi, kafanı kaldır. ”
bakmadım. dedi ki,
‘çok vaktimiz var ama çokta kaybettiğimiz zaman var. kafanı kaldırıp gökyüzüne bakmayı unuttun nicedir. sayısını ne senin, ne de benim bilebileceğimden çok yıldız var. beni sana gönderdiler. dediler ki ‘artık içimizden birini seçsin ve artık tutsun nihayi dileğini.’ ben de sana geldim. hadi kaldır kafanı gökyüzüne.!’
ben kafamı kaldırsam, tutacağım dileği bilemedim. kafamı kaldırabilsem birini tutabileceğimi bilmem. en zoru da dilime düşünce kalbimden dileğim, gerçekleşmemesinden korkum öyle çok ki… benim umutlarımı, dileklerimi ne zaman aldım kendi elimden, ne zaman gerçekleştirebilecekken inancımı soldurdum.
desem ki ‘ben artık ne istediğimi bilip, onu gerçekleştirmek istiyorum. dileğim budur!’
‘bu mudur dediler!’
‘bu dedim. ‘ gittiler.