İlk ne zaman hatırlamıyorum, biz’in sonu! Sana, Sonsuz anlayışım ne zaman tükendi. Senelere kancalar takarak hatirlayabilen bana, belki en zor soruyu soruyorum şu anda. ” Ben seni sevmeyi ilk ne zaman unuttum? ”
İlkini bulabilirsem eğer, başarabilirsem hatırlamayı sanki bütün olanlar bir zemine oturacak veya neden her seferinde, yeni bir tepkiymiscesine, unutup unutup tekrar aynı şeyin başıma geldiğine dair olaylara bir çözüm getirecek!Halbuki ne olay, ne durum, ne de çözüm var.
Çok daha basit olmalı hayatın cevapları. Kısaca demeli ki mesela, “şartlar buydu ve sen bu şartlarla yaşamaya adapte olmadın.”
Veya
“Bazen sevginin yesermesi, beslenip büyümesi için yeterli şartlar sağlanamadı.”
Çok anlamlı ve basit bir sürü yanıt var. Peki ya soru daha önemliyse. Ya sorunun asıl, adil olan cevabı sevmeyi, sevilmedigim sürece şartlı sunduğum gerçeği varsa. Peki ya’ Sevilmenin şartları varsa. Mesela, ses çıkarmamak, asla huzursuz olmamakveya yansıtmamak; aslında yaşamak zorunda kaldıklarımın aslında hiç olmamış gibi davranabilmeyi başarmak ve hep mutlu görünmek.
Ve bir de gerçek değilse dokunulmak, sarılmak lüzumsuzsa. Aşk aslında sadece bir mum aleviyse ve sönünce çaresiz kalıyorsa aydınlığa gece…
Ve aslında varın, yoğun, hamurun, mayan sevgiyse… Varolma sebebin, aşkken; aşksız kaldıysan!
Cevaplar yokoluyor evrende, önemsizlesiyor.
Ve sen sorularla kalıyorsun, tek başına… Ve bir sonraki adımın belirsizlesiyorsa…
Ve de bir oğlun varsa… adı Ada’ysa. Ona tek başına yetememe korkusunu taşıyorsan bir de! İşte o zaman adım atmak için gerçekten cesur bir adam olman gerekiyorsa… zaman ters akıyor gibiyken, aslında su gibi ileri akıyorsa!