nefessiz bırakıyor bu yalnız geceler. sokakta yere oturmuş, sırtım hiç tanımadığım bir duvara dayalı.üzerimdekiler bana ait değil, içimdekileri toplayıp çıkarıp bir sonuç bulamıyorum. günlerdir uykusuzum geceleri… zihnim sağlıklı düşünme sinyalleri vermiyor artık. ne hava rahatlatıyor, ne su, ne de toprak… ruhum ve bedenim yorgun. bu ay beni bitirdi. bu ay beni, bedenimi, ruhumu benden aldı.
tadını unutur oldum sevdiğim şeylerin. zihnim bir boşluk silsilesi, adeta içi geçmiş bir karpuz. biri elinden düşürse de yarılıp ortadan ikiye, böceklenmiş içimi bir boşaltsam diyorum. bir yokolsam ve hiç olsam. gelmek istediğim seviye nirvana. ben, mevsiminde tüketilmemiş karpuz, nirvanaya ermek istiyorum.
bu ay köpek ayı. bilir misin bilmem! bu ay benim zıtlık ayım, kalemde penaltıyı gördüğüm ay. bu ay kafamı koyduğum yastık düşman kalesi. ruhumu karşı takıma sattım. arkamdaki duvarda ‘şeytanla pazarlık yapılmaz diyor’. otura otura, böyle bir gecede, böyle bir duvarın önüne mi çökülür,sırt dayanır? günlerdir süregelen kararsızlık sonrası, ben artık benim bu döngüyü kıramayacağımı kabul edip, oturdum yine yazıyorum. yazdığım uykumu satış hikayem. yazışımın sebebi içi geçmiş karpuz kafam. gecikme sebebim, yalan değil uyuyabilme umudumu yitirmemiş olmamdı.
biraz sonra, çok yakında ezan okunacak. ve ben bu günün de sabahını çıkarmış olucam. anlamadığım bir dilde, içime huzur çökecek sözleri uyandırmayan bir dilde, kaçıncı gün diye soracağım. bu ikiye bölünmüş ruhum kaç gündür uykusuz!