kapılar nasıl mı açılır? bazen sert bir rüzgarla, bazen ılık bir meltemle, bazen bir Dost elinin tıkırtısıyla. Peki kapılar nasıl kapanır bilir misiniz? bazen hiddetle çarpılarak , bazen güvende tutmak için kendimizi ve bazen bir Dost ve bazen de bir aşk gittiğinde . Peki kapılar nasıl görünür olur? yolun başlangıç ve sonlarında. 

Bir mottom vardı. anda kal , anda yaşa . yarının , bir an sonrasının varlığını bilmiyorum. Sadece sevgi var, sevilmekten çok öte  ve çok  daha fazlası . Şu an ben seviyorum. Bitti , bu kadar dedim. işte bu cümleleri oluşturan motto da yine bir kelimeyi eksik yorumladım . yanında yattığım kişi oğlumdu .  kocam değil. bir an nefessiz kaldığımda orada olmayan birini sevmeye devam edebilirim . Ama açılan kapı artık bana ‘hayatın karşılıklı’ olduğunu fısıldadı. ‘karşılığını almadığın kişiler senin hayatından birer birer çıktı.  Hadi cesaret dedi. sevmeye devam et’ dedi. ‘ ama bu hayatında kalmasını gerektirmiyor, bunu hakedecek hiç bir şey yapmadı. ‘ dedi bana.

Yeni bir sorum var şimdi.  hak etmek nasıl bir kelime. kime neyi yüklüyor . kimin yükünü hafifletiyor . 

Yorum bırakın