Sana yazdığım küçük hikayelerle dolu bu kitap. Hem herkese açık, hem de sadece sana ve bana… en güzeli, o kadar göz önündeki kimse görmüyor; sen bile. Küçücük bir kız değilim.  Hatta orhan velinin yaş 35inde olduğum söylenebilir,  hatta bir fazlası 😉

bu yazıların en sevdiğim yani hep beni bir dünyadan çıkarıp ötekine rahatlıkla uçuruyor olması.  İşte o dünya sadece sana ve bana ait. Ne garip aslında! Akan kelimeler gerçek dünyada donuk anlamsız kalmaya başlığında, bu dünyadakiler parmakların yetisemeyecegi kadar hızlı akıyor.  Bu dünyada sadece dile getirmediğim şeyler var.  Ve emin ol!
Bu dünyadan bir çok yazar bahsetti. Kimi bilim kurgu, kimi paralel zamanlarda. Ve her hikaye, bu dünyayla geçişli tasarlandı.  Benim bu dünyayla geçişim hangisi acaba; bir yazımda bulabilmek dileğiyle .
şimdi istersen geri dönelim bize. Şu an karakoydeyiz, istanbulda. Ama bir kitap vardı sanırım ikimizin de okuduğu….sanırım beyrutta geçiyordu.  Bir kafede. Şu An sanki orada gibiyim.  Insanlar ugulduyor çevremde. Anlamadığım bir dilde bir sürü gereksiz konu üzerine tartışıyorlar belli.  Belli diyorum çünkü sadece müzik sesi yükseliyor.  Diğerleri uğultu.  çaylar var masada. Bir adam bir çocuk ve bir ben. Bir aile gibiyiz ama aslında değiliz.  Biz varız ama diğer tarafta bir başka ben varım.  Anlaması zor değil mi? Yaşaması daha zor. Bütün neşem kaçmış gibi bu aksam. Bu aralar bu ailenin içinde sık kaçıyor neşem.  Ne bileyim, ben sen olmadan ‘ yani beni seven sen’ olmadan mutlu olamıyorum. Elime kağıt kalem verseler şu an,  bil ki kafamı uyumak için kaldırıp; kapatıp defteri,yastıkla barisacagim.  Bana bir defter bir kaç kalem ve yolculuklarda hep yanımda taşıyacağım bir çanta al. İçine bir nokta koy. Her yeni sayfada çevirip seni bulabileceğim yeni bir umut.

Unutma, var olma ve dayanma sebebim olan umut sensin.  Umut senin içinde gizlenmiş.  Varlık buldugum yer işte o hala sevildigimi bildiğim sen de gizli…

Yorum bırakın