36 yaşındayım. İsmim arzu. Genelde kısa saçlı,  oldukça rahat gözüken,  iyi giyinen biriyim. Bir oğlum var, oğlum gerçek bir aşk.  Kocaman bir evde, beş hayvanimizla yaşıyoruz. Çocukluk hayalim olan bir araba kullanıyorum.  Beni seven ve aynı zamanda her çeşit şiddeti üzerimde denemiş bir kocam var. Bir ergen oğlumuz ve bir yatılı yardımcımız var. Ve ait olmadığım her toplantıya gitmek zorunda olduğumda,  şarap kadehleri boşalıyor.

Duygularımı anlayıp harekete geçmem uzun sürüyor. Köşeye sıkışmam gerekli! Bazen nefessiz kalmak, ama en önemlisi, benimde her seferinde unuttuğum; Ağlama noktasına gelmek, hatta yaşların boşalmaya başlaması… anlamsız geri sarmalar… dizlerinin üzerinde ağlarken bulmak kendini. daha sık düşmeye başlamak… sayısı arttıkça,   o kadar taşınmaz oluşu… neyi tasiyamadığım işte onun için sağlam kafa lazım.

Her yazılan ve sarfedilen her kelime ve cümlenin altında milyonlar yatıyor farkındayım. milyonlarca boşluk. Eksik bıraktığım milyonlarca bilgi. Doldurulması gerektiğinde doldurulacak. Artık kaçacak,  kaçılacak hiç bir yer bırakmadı yaşam.  Ya çözülecek ya da bitecek!

Uzun bir süredir terapi alıyorum. Her terapi daha derine iniyor, daha derin daha karanlık. Her terapinin amacı aslında mühim,  dışarıdan durup izleyen arzu bu sefer gidip yerine gerçeği gelecek mi? Duyguları olan, korkuları, endişeleri ve gerçekte yaşayan. Kendi olarak yaşayıp,  kendi olarak atlatan. Gün içinde belki de defalarca yaşanan, her biri birbirinden farklı binlerce tip istismar var. Ve asıl soru her birinde kaç yaşında olduğumu tespit etmek. Benim başlangıcım,  bir çocuk.  Yedi yaşına kadar hafızası silinmiş bir çocuk!
Peki bir anne-baba bunu nasıl mı yapabilmis? Aslında çok kolay! Basamak basamak işlenmiş.Önce seni senden silmisler ve ilkel benliği, yapabileceği iki seçenekten birine zorunlu bırakmışlar. Amigdala hayatta kalmayı tercih etmiş,  ama gerçek varlığı ile değil. Bir oyuncu atamış yerine, profesyonel biri. Senelerce yapılan tüm istismarlara karşı ayakta kalmayı bir şekilde başaran bir çocuk. Aslında film gibi, yani sadece filmlerde olabilecek cinsten. Şu an benim gözümden, duruma bakışı tahmin etmekte zor değil. Bir filmdeyim, bir ben var. Ama gerçek ben degil! Ve cok iyi rol yapıyorum.  Üstelik her hasta gibi başroldeyim.
Ve bu filmde,
Mecburi olarak siz benimle kalacaksınız ve ben de sizinle. Dinleyiciye ihtiyacım var. En büyük göreviniz,  size anlatırken en saklanmışımı; bana geri eko vereceksiniz.  Benim gerçek sesimi duymaya ihtiyacım var. Şimdiden şunu da söyleyebilirim. Bu kitap bittiğinde siz benim asla kaybetmek istemediklerim pozisyonuna yukseleceksiniz. Ki bu, benim hayatımın en yüksek kademesi. En değerli olanı. 
Sonra sıra size gelecek. Çünkü bildiğim her şey kitaplardan geldi. Değerli insan sayımız hepimizin çok az. Konuşarak biliyorum ki çoğumuz yalnız olmadığımızı hissettik. Ama hicbirimizi degistiren bilgi, bu konusmalardan gelmedi. Kazandigimiz bilgi, değiştirme gücü kelimelerin sihirindeydi. Çok gereksiz bilginin içinde aranirken, özü ayıklayabilecek yetiye, ne yazık ki çoğumuz sahip olamadan mezunduk.  Sunulan çorba karışık,  yemek ihtiyacımızın çok üstündeydi. Tepki veremeyenlerimiz obez, verenlerimiz de çeşitli prosedürlere maruz kaldı. Amacım öze dönmek,  özü bulabilirsek; işte o zaman yemeğe ihtiyacimiz kalmayacak.

Yorum bırakın